Teknolojideki gelişmeler hayranlık uyandırmayacak gibi değil.
Cep telefonlarıyla havaya mesaj yazma dönemine 3-5 ay kalmış.
Şu sitedeki hanımefendi ise ne sorsanız biliyor.Ben denedim.
Bir iki ay önce de,televizyonlarda,canlı yayındaki kişilerin stüdyodaki üç boyutlu sanal bedenlerini izlemiştim.
12 Haziran 2009
06 Haziran 2009
METROBÜS,YAŞ,KAZALAR VS...
-Yukarıda sabah namazı vakti Medine'deki Kuba Mescidi-
Yaklaşık 25 yıldır otomobil kullanıyorum.
Hayır;hemen yaşlı biri olduğumu düşünmesin kimse.Genç de sayılmam.
Profilde yazdığı gibi 40'ına ulaştım ve yakın zamanda artık yeni bir on yıl kesitine girmiş olacağım.Rahatsız değilim bundan.
Neyse,sadede geleyim:
Orta mektepteyken daha,babamın arabasını habersizce alır kaçardım ve o yıllardan beri kullanırım.
Çok şükür kazalarım çok sınırlıdır.
Ciddi iki kazam var.
Birinde,arabada bir kaç aylık bebeden,yaşlıca insanlara kadar çok sayıda kişilerle beraber takla attık ama Allah'tan hiç kimsenin burnu bile kanamadı.
Bir keresinde-düğünümden bir gün önce,kullandığım arabaya,şehir içinde bir otobüs son hızla çarpmış ve bizi 300 metre sürüklemişti.Yine burnumuz kanamamıştı ama,hastaneye giderken ne olur ne olmaz düşüncesiyle kelime-i şehadet getirip durmuştum.-Bunu her fırsatta yapmak lazım tabii-
Geçen gün de,Ankara'da şehir içi trafikte yol alırken,alt geçidin birinde önümde giden bir araca ani duruşu nedeniyle çok hafif dokundurmuştum ama neyse hasar filan olmadı da,trafiği kilitlemedik.
Bu olay bana,bir kaç ay önce İstanbul'da Boğaziçi Köprüsü'nden geçerken yaşadığım diğer bir olayı hatırlattı.
Metrobüs de neymiş iyi bakayım şu yandan geçene derken,tam köprünün üzerinde önümdeki bir arabaya hafiften dokunmuştum da,neyse yine hasar vs olmamıştı.Köprü üzerindeki trafiğe engel olmaktan kurtulmuştuk.
Geçen haftalarda yine İstanbul'daydım.Bir arkadaşımla beraber Çamlıca'dan Avcılar'a doğru yol alırken arkadaş "beni metrobüse bırak istersen;daha hızlı giderim"deyince şaşırmıştım.Öyle de yaptım.Ben arkadaştan geç ulaştım.Ben Şirinevler'e ulaştığımda O çoktan Avcılar'a vasıl olmuştu bile.
Bir kaç ay önce de Medine'deydim.
Arabayı Mescid-i Nebevi'nin otoparkına parkedeyim derken yandan müthiş bir ses gelmişti.Alt kısımları yandan vurmuştum ama içimde gerçekten gizli bir sevinç oldu sanki ve inip bakma ihtiyacı bile hissetmedim.O mübarek beldelerden bir nişane olarak bıraktım.Yaptırmak istediler geçen;"kalsın" dedim.
-Allah kabul etsin-
Neyse işte,kazalardan bahsettim bu gece ama Allah kimselere kaza-bela vermesin!
Hayırlı ve imanlı ömür nasip eylesin.
29 Mayıs 2009
23 Mayıs 2009
LOREENA MCKENNITT
Loreena McKennitt Kanada'lı bir bayan.
Eklektik Kelt müziğiyle uğraşıyor.Akademik ve araştırmacı kimliğinden çok,gözlem ve meraka dayalı bir ilgileniş.Eski kültürlere ait çağrışımlardan esinleniyor.
Ve 13 Haziran'da Türkiye'de olacak. 13 yıl önce de gelmiş ülkemize ve çok beğenmiş.
Zaman Gazetesi sanatçıyla bir röportaj yapmış.(Ali Bey'in yorumundaki soruya binaen)
14 Mayıs 2009
ETME BULMA DÜNYASI
Haftasonu İstanbul'daydım.
Her gittiğimde;eskiden beri,usanmadan resimler çekerim İstanbul'da. Zaten Boğaz'daysa eğer insan,resim çekmeden duramaz.
Ben de bilmem kaçıncı kez benzer bir kare çektim.

..................
Bir arkadaşım var.
Daima eşine takılır; "sen sakarsın" diye.
Sakarlıkla dalgınlık aynı şey değil belki ama,o arkadaşım az önce evden ayrılırken,gayet dalgındı çıkışı.
Çok geçmeden geri döndü.
Ayakkabıları ayrı ayrı giymişti.
Üstelik diğer teki bağcıklıydı.Arabaya binmeden farketmiş;hemen dönmüş.
Tabii etme bulma dünyası diye düşünüp güldü herkes.
...
H.U.!?
09 Mayıs 2009
HAYATTAN HATIRALAR
Bugün yanıma müfettiş bir arkadaş geldi.
Yıllar önce Kayseri'de öğrenciyken,eğitimine bir şekilde katkısı olması amacıyla,tabii Kayseri'de bulunmanın getirdiği bir duygu dünyasının da etkisiyle olsa gerek,elektirikli battaniye satmaya başlamış.
Bir haftasonu,hem de sıcak bir günde,sayısını hatırlamadığı kadar daireyi gezmiş. O daireden bu daireye,o kattan bu kata,şu siteden bu siteye derken;en son kapısını çaldığı kapıyı küçük bir çocuk açmış.
Tabii,bizim arkadaş kanter içinde...
"Ufaklık annen yok mu evde?"
Çocuk hızla ve telaşla içeri koşarken bağırıyormuş:
"Anneee! Bohçacı geldi; kapıda seni bekliyor!"
Arkadaşın ticari girişimi bununla son bulmuş.
Şimdi kamu kurumunda başmüfettiş. ... Bu hatırayı dinleyen diğer arkadaş da boş durmadı.
Aklına muzip bir arkadaşımız geldi bunun üzerine.
İşin garibi O arkadaşımız da Kayseri'li.Diş hekimi.Bahsedince hatırladım;O'nunla belki de 20 yıl sonra,geçen yaz Nevşehir,Kozaklı'da termal havuzda karşılaşmıştık da,birbirimizi o sulu saçlarımızla zor çıkarmıştık ve kahkahayla gülmüştük.Salih Doğan idi ismi.
O da üniversite yıllarında her nereye giderse gitsin bol bol resim çekermiş. Tabii digital makianalar yok o yıllarda.Resimleri hemen tab'ettirip arkadaşlara getirirmiş:
"Baksana ne güzel pozların var,alsana şu resmi."
Tabii arkadaşlar da almak zorunda kalırmış.
Ücreti mukabili tabii!
Allah'tan ki benim hiç resimlerimi çekmemişti. ... Bu hatıra da bana 20 gün önceki Mekke hatıramı hatırlattı.
Arafat Dağı'na çıkmıştık ailece.Babamla annem de vardı. Cebel-i Rahme denilen tepeciğe de vardık ki,hac zamanı çok kalabalık oluyor.Ama arabadan daha inmeden etrafımızı develer ve sahipleri sardı.
Babam daha arabadan inmeden başında bir arap örtüsü ve ageli gülümseyerek deveye doğru gidiyor baktım. Ben de heveslendim.
"Bes hamse riyal" demeleri de doğrusu bizi teşvik etmişti develere binmeye. Develerin süsü,arap bedevilerin ısrarı ve hamse riyal sözü bizi kısa sürede develer üstünde kervan yolcularına dönüştürdü. Ordan oraya deveyi çekip duruyordu adam.
Durumu "çakmıştım" kısa sürede.Çünkü bir yandan da şipşak resim çekiyordu habire. "Ya ahi,bes hamse riyal haa,ona göre"diye de Türkçe tamamlıyordum sözlerimi. Bedevinin anlamak istemediğim cevabı "vahit suvar hamse riyal;okey,velekin kesir suvar kesir riyal" gibisinden cevaplar veriyordu. Deveden inmek istediğimde cıngar çıktı. İndim. Bedevi on katı riyal istedi benden."Hamsiiin riyal" Daha bir dolu şeyler söylüyordu ama bu arada resimleri de elime tutuşturmasın mı! "Senin olsun resimler,para da istemiyorum" manasında konuşuyor arkasını dönüp "küsüyordu" bana.
Şu mübarek yerde bir de kul hakkı kalmasın üstümüzde diyerek,araya aracılar da sokup zar zor 25 riyala anlaşıp koşarcasına ayrılmıştık bu mübarek mekandan. Yemenli bedevi deveciler yüzünden.
Kayserili arkadaşımız nur nimet yani. ... Eh,sözlerimin sonunda,bugün bir köşe yazısında okuduğum fıkrayla noktalayayım: (Bu fıkrayı Haberturk gazetesinde okumuştum.Ama kopyalamak için o sayfayı açmak istediğimde bir türlü bu gazetenin sayfasını açamadım.Bu nedenle herkesten özür diliyoruz.)
...
H.U.!?
01 Nisan 2009
YOLDAN GELDİK,YOLA GİDİYORUZ...
Hayat ne büyük bir nimet.
Ölüm,hayatın zıttı gibi.
Ama esasında mütemmimi;hayatın da kendisi ölüm.Çünkü hayatın sonunda ölüm,fakat ölümden sonrası ebedi hayat var.
Aldığımız her nefeste yeni bir hayat var;verdiğimiz her nefeste ölüm saklı!
Ve...
Muhsin Yazıcıoğlu'nu da ebedi aleme yolcu etti dünya.
Yazıcıoğlu'nun cenazesi gibi rahmetli Özal'da da böyle bir akın olmuştu.
Millet sevdiğini ayırdetmiyor siyasi anlayışına göre.
Ve bizim millet ölüm ya da keder anlarında daha çok birleşiyor.
Yazıcıoğlu'nun şu sözleri;ölümünden bir kaç gün önceki şu sözleri ne kadar anlamlı.O'nun ruh köklerini işaretleyen sözler:
"Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz.
Hiçbirimizin garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, dik
duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız.
Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar
olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz.”
Bu saf,temiz,mütevazi ve yiğit Anadolu insanına Allah'tan sonsuz rahmetler diliyorum.
...
H.U.!?
30 Aralık 2008
"KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIRIM"
Adamın birisi işe girecekmiş.
Patron sormuş:
-Ücret ne istersin?
-Ben karın tokluğuna çalışırım efendim.
-Olsun,sen yine de pazarlık yap;pazarlık sünnettir.
Demiş demesine ama,zavallı adam:
-Peki efendim,pazartesi ve perşembe günleri oruç da tutarım;o da benden olsun
cevabını vermiş.
-Asgari ücretlere zam yapıldı bu arada;herkesin haberi vardır sanırım.
...
H.U!?.
26 Aralık 2008
ALÇAK DÜŞÜNCELİ AHMAK MÜNAFIKLAR
Blogu,esasında,bir arkadaşımızın bloguna ara verdiğini duyurması ve yapılan yorumlar üzerine ben de düşüncelerimi aktarmak için açmıştım.
Ama bunu yapma niyetini taşırken,bir yandan da,32.Gün programını izliyordum.
Öncelikle,blog ya da yazma işine,"birakma ya da bırakmama" şeklinde bakmamak gerekir diye düşünüyorum.
Yazma isteği,arzusu ve ihtiyacı varoldukça kişi yazar;yazmalıdır da.
Neyse,daha ziyade 32.Gün Programına kafam takıldı.Aslında,çoktandr bu tarz programlara itibar etmez oldum.
Ama sözün bir yerinde,Mine Kırıkkanat isimli zavallı kişilikle partneri olan,ama adını öğrenemediğim diğer bir zavallı kişilik Türkçe ibadetten filan bahsettiler.Lafın tam da bu kısmında Prof.Mümtaz'er Türköne lafı yapıştırdı:"Türkçe olsa namaz kılacak mıydın?"
Adamcağız da kadıncık da geveleyip durdular.
Maksatları namaz ya da bir başka bir şey değil çünkü.
Sözün bir yerinde de yine Mümtaz'er Hoca Mine denilen zavallının laflarından sonra,olaya tamamen ideolojik bakması dolayısıyla "tamam oyumu sana vereceğim" diye bozdu.
Velhasıl,ne enteresan memleket burası.
Kardeşim,dinsizsen apaçık dinsizim de ve açıklamalarına ona göre bakalım.
Hem müslüman görüntüsü verip de sonra da mukaddes değerlerden ve Kuran'dan,haşa "bilinmeyen doktrin" falan gibi ahmakça laflar etmeyeceksin.
Bu senin münafık olduğun anlamına gelir.
Bu sözlerim Mine Kırıkkanat isimli alçak düşünceli kadınla yanındaki şakşakçı erkek partnerine.
23 Ekim 2008
LİBYA
Hafta sonu Libya'daydım.
Başkent Tripoli'de.Diğer adı Trablusgarp.Bir de Trablusşam var ki O kent Lübnan'da.
Adamlar uzun yıllar ambargo altında kaldılar.Petrol ve doğalgaz zengini bir ülke.Ve şu anda 1 trilyon dolarları varmış!
Dünya küresel kriz yaşıyor.
Ufacık, 5-6 milyonluk ülkede 1 trilyon dolar mevcut.Bugüne kadar harcayamadıkları için.
Tabii bütün dünya orda!ABD Dışişleri Bakanı bile 40 yıl sonra ayak basmış buraya!
Berlusconi ise Ömer Muhtar'ın oğlunun ayağına gidip özür dilemiş.
Türkiye yaklaşık 10 m ilyar dolarlık iş hacmine sahip burada.Ama daha da pay kapması lazım.
İşte bu ülkeden bazı resimler:
Bir hurma ağacı..
Osmanlı zamanından kalma kalenin bölümlerinden bir yer.
Osmanlı Çarşısı vr geri planda Osmanlı'dan kalma saat kulesi.
Şehrin hangi yönünden bakılsa dört adet görünen beşli bina.
Aslında fotoğraf çok.İlerde devamını yayınlarım inşaallah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

